Dönüşüm – Franz Kafka

Seni herkesleştirmek için gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermektir aslında. Dönüşüm bu savaşı anlatır. Çünkü onlar çoktur, sen teksin. Onlar birliktir, sen ayrı. Böyle bir savaşın içindeyken nasıl kendine yer edinebilirsin. Nasıl diğer herkesleşmiş ile beraber yaşayabilirsin.

Farklı olmak onlar için katlanılmaz bir şeydir. Öyle ki, onlar gibi olmazsan, onların düşmanı sayılırsın. Düşmanı olduğun kişilerin arasında kendine yer bulman çok güçtür.

Farklılık

Farklı olmak her zaman iyi olmasa da, bizi biz yapan farklılıklarımız değil midir? Eğer herkes aynı olsaydı, kimsenin kimseden bir farkı olmasaydı. Bu durumda seri üretimden çıkmış robotlardan farkımız kalmazdı. Monoton hayatımızda, monoton günler geçirir, herkesin yaptığını yapar, herkes gibi yaşar herkes gibi ölürdük.

Peki, seri üretimden çıkmış olduğumuzu varsayalım. Yani herkesin en ufak bir değişiklik dahi olmamak şartıyla, tıpatıp aynı olduğunu.

Bu durumda aramızda biraz farklı biri olduğu zaman, ona söyleyecek lafımız aşağı yukarı şunlar olurdu: Defolu, hatalı veya kusurlu.

Sizi herkesleştirmeye çalışanlara karşı verdiğiniz savaş tam da bu yüzden başlıyor. Onlar akıllarınca, sizi kendilerine benzeterek sizin defonuzu veya hatanızı düzeltiyorlar. Fakat sizin ne düşündüğünüzün, farklılığınızın neden olması gerektiğinin hiçbir önemi yok. Onlar gibi olmamanız zaten yeterince suç.

Herkes gibi olmak kusursuzluğu temsil ediyor. Herkes gibi olmak mükemmelliği temsil ediyor. Ama bilmedikleri bir şey var, mükemmel olmak herkes gibi olmamaktan geçiyor. İnsanı mükemmel yapan farklılıkları değil midir?

Dönüşüm kitabında Franz Kafka, böcek metaforu üzerinden yaklaşıyor olaya. Farklı olanlara karşı açılmış savaşa bu şekilde yorum katıyor.

dönüşüm - franz kafka

Dönüşüm

Kafka’nın dönüşüm kitabında asıl vurgulamak istediği şey, yaygın ve hakim olan düşünce akımından -ki biz buna ana akım diyoruz- farklı ve/veya ayrı düşünen kesimin, ana akım tarafından hapsedilmiş kişiler tarafından hor görülmesi, dışlanması ve ötekileştirilmesidir.

Bunu fiziki bir görünüme büründürmek açısından, baş karakteri böcek haline sokması, böcek metaforunu kullanması da olaylara farklı bir bakış açısı sunmuştur. Farklılaşmak, daha doğrusu farklı olmak, bu fiziki değişiklik belirtisiyle tabiri caizse iğrençleşmek adı altında sunulmuştur.

Sıradan insanlara göre farklı insanlar gerçekten böcek midir acaba? Gözardı edilmesi gereken, ezilip parçalanması gereken haşereler midir? Zarar veren, hasta eden, rahatsızlık veren parazitler midir? Yaşamayı zorlaştırırlar mı? Onlarla geçinmek zor mudur? Aslında bütün bunlar yazarın ne anlatmak istediğiyle değil de, sizin ne anladığınızla alakalı diye düşünüyorum.

Mesela hep bir sistemden bahsederiz. Sistemin çarklarından… Ya sistemdesindir ya da yoksundur. Evet yoksundur. Çünkü sistem, değişmez ve değişmesi teklif dahi edilemez. Özgür olmak istiyorsan sistemin içinde olabilirsin. Fakat sistemin dışına çıkmak, işte bu kabul edilemezdir.

Sistem seni içine hapsetmiştir. Daha doğrusu çoğunluğu hapsetmiştir ve hapsettiği kişiler, kendinden olmayanları dışlamaya veya düşman olarak görmeye başlar. Sistem dediğimiz şey, bunu içine hapsedeceği insanların fikirlerini değiştirerek yapmaya başlar.

Değişen fikirler beraberinde, değişen alışkanlıkları ve davranışları da getirir. Fikirlerini değiştirdiği insanları yavaş yavaş köreltir. Bu işlem onları istediği gibi yönetme ve yönlendirme aşamasına getirene kadar devam eder. Bu yönetme ve yönlendirme aşaması da sistemin her parçası için aynı olmayabilir.

Sistemden uzun uzun bahsedebilirim fakat bunu belki bir ihtimal başka bir yazımızda yapabiliriz. Ama şunu belirtmeden geçmeyeyim ki sistemin en büyük silahı paradır. Yani insanları fakirleştirir ve onları birer köle gibi kullanır.

Franz Kafka da dönüşüm kitabında bu sistemin alıştırdığı yaşam tarzına uymayanların toplumdan nasıl dışlandığını, ötelendiğini anlatır. Bunun yanında farklı olana gösterilen tahammülsüzlük ve böcekmiş gibi davranışları da çok güzel işlemiş.

Böcek

İnsanın başka bir insanın gözünde değerinin artması için ne yapması gerekir? Bunun elbette çok fazla ve farklı cevapları mevcuttur. Fakat genel bir ifadeyle değinecek olursak, bir insanın başka insanların gözünde değerinin artması için onlara öyle ya da böyle fayda sağlaması gerekmektedir.

Doğru duydunuz, eğer siz bir kişiye fayda sağlamıyorsanız, o kişinin gözünde sadece bir rakamdan ibaretsinizdir. Tıpkı diğer milyarlarca insan gibi bir sayısınızdır. Unutulup gidilecek olan bir sayı. Herhangi biri veya herhangi bir şey gibidir değeriniz.

Peki böcekler ne yapar? Dolanır, size hiçbir yarar sağlamadan sadece etrafı kirletir ve hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler. Onların size bir faydası(!) yoktur. Eğer faydası yoksa, olmuş veya olmamış ne farkeder ki?

Dönüşüm kitabında bahsedilen de tam olarak bu. Olmuş ya da olmamış ne farkeder ki? O bir böcek. Sadece kendini düşünen bir böcek. Farklı bir kere. Bizden değil. Hadi, insan olsa tamam da, böcek! Gregor Samsa bir böcek. Herkesin onu görmekten iğrendiği, odasına gönderdiği kocaman bir böcek.

Böceğin bir diğer özelliği de herkesten -yani genel olarak- farklı olmasıdır. Mesela, köpek dediğinde akla gelen bellidir, kedi dediğinde de aynı şekilde veya farklı hayvanlarda da böyledir. Lakin böcek farklıdır. Böceğin aynı türü bile kendi içinde çok farklılık gösterebilir.

Bana kalırsa Kafka’nın bu somutlamada benzetme olarak böcek kullanmasının bir sebebi de budur. Böcek farklılığı temsil etmektedir. Kitapta böceğe verilen tepkiler, genel görüş ve tiplemelerden farklı olanlara verilen tepkileri temsil etmektedirler. Bu çıkartımlarım doğruysa -ki eminim bu çıkartımlardan çok daha fazlası da vardır-, Kafka çok ince düşünmüş.

Korku

Böcekleri düşman olarak görmeyenimiz çok azdır. Ya onlardan korkarız ya da korkmasak bile öldürmeye çalışırız. Böcek düşman olarak görürüz ve buna göre hareket ederiz. Benzetme açısından da, ana fikir akımından farklı düşenler de az ya da çok böcek muamelesi görürler.

Böcekler gibi düşmandırlar. Farklı olanlara ana fikir akımının verdiği tepki budur. Bunu hayat görüşü, siyasi görüş, günlük hayat tarzı, dış görünüş, giyinme gibi bir sürü şey ile örnekleyebiliriz. Farklı olanlar suçludur. Farklı olanlara yer yoktur.

Bütün bu çıkartımlar yapılabilir. Fakat daha fazlası var. Eğer başka yorum ve incelemelere bakacak olursanız çok daha farklı çıkartımlar söz konusu olduğunu göreceksiniz. Siz de kitabı okuduysanız, nasıl bir çıkartım yaptığınızı yorum olarak bırakabilirsiniz.

Farklı Çıkartımlar

Farklı çıkartımlardan biri, baş karakterin geçirdiği fiziksel değişimi, ruhsal yöndeki bir çok değişimin somutlaştırılmış hali olduğunu ve bu fiziksel değişimden kat kat fazla olan duygu ve ruhsal değişimin nasıl doğal karşılandığına bir tepki olarak gösterilmiş olabileceği yönündedir.

Herkesin düşündüğünün aksine, baş karakterin değil ailesinin değiştiğini düşünenler de yok değil. Daha önce de belirttiğim gibi Kafka, sizi tek bir düşüncenin üzerinde yoğunlaştırmıyor. Aksine, size farklı farklı parçalar sunup, bu parçalardan kendinize bir şekil, bir fikir oluşturmanızı istiyor.

Bu da kitap hakkında çok farklı ve belki de birbirine ters düşen fikirler duymamıza sebep oluyor. Bir okurun çıkartımlarıyla diğeri çok alakasız gibi gözüküyor. Fakat bu çıkartımlar birbirine benzer parçalardan oluşturulmuş.

Fakat şunu kesinlikle belirtmeliyim ki, dönüşüm herhangi bir kitap değildir. Okunmadan önce ufak bir ön araştırma yararlı olacaktır. Yoksa sadece hikayesini dikkate alırsanız hiçbir ekstrasının olmadığını göreceksinizdir. Ama çıkartılması gereken dersler gayet karışık ve derindir.

Okumayı değil, ders almayı hedeflediğinizde bu kitap size bir şeyler katacaktır. Kafka iyidir, candır. Bir diğer Kafka kitabı olan Dava incelemesi için tıklayınız.

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share