Kamelyalı Kadın – Alexandre Dumas

Yazar ve Kitabın Hikayesi

Kamelyalı Kadın, oğul Dumas’nın yazmış olduğu bir kitaptır. Bu konuda bir karmaşa mevcut. Çünkü bir çok kişi Kamelyalı Kadın’ın yazarı ile Monte Kristo Kontu, Siyah Lale, Üç Silahşörler’in yazarını aynı kişi sanmaktadır. Oğul Alexandre Dumas sadece iki kitap yazmıştır. Bunlar Kamelyalı Kadın ve Kibar Yosmalar adındaki kitaplardır.

İki kitabı var ve bu iki kitapta da fahişeleri konu alması biraz düşündürücü. Bunu ünlü yazar Alexandre Dumas’nın gayrimeşru çocuğu olmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Bu, onu çocukluğunda bir hayli yaralamış olmalı. Dönemin töresel ahlakı göz önüne alındığında çocukluğunun gerçekten zor geçtiği açıkça görülmektedir.

Yazar, kendi babasına duyduğu özlemi, hikayeye yansıtmış ve kendi yerine koyduğu Armand Duval’ın babasını işinde gücüne, erdem sahibi, ailesine önem gösteren, ahlaki kurallara saygı duyan bir baba olarak resmetmiş. Kendi babası ilgisiz, toplum kurallarını hiçe sayan bir babadır.

Töresel ahlak demişken, Paris’te o dönemlerde yani 1800’lü yıllarda her zaman olduğu gibi töresel ahlak, evrensel ve rasyonel ahlaktan daha baskın olmuştur. Töresel ahlak, toplumda düzenlenen davranış biçimleri ve toplumun kültürünün bir bütünüdür. Töresel ahlakı genelde din ve dini kurallar belirler. Yani doğrudan veya dolaylı olarak  töresel ahlak insan davranışını belirler. Bu da insanların, daha yeni yeni farkına varılan elalem ne der korkusuna kapılmalarına neden olur.

Kamelyalı Kadın

Kitap İncelemesi

Gelelim kitabın incelemesine. Kitap 1848 yılında, oğul Alexandre Dumas 23 yaşındayken yayınlandı. Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas’nın Marie Duplessis adındaki bir fahişe ile aralarında geçen kısa aşk hikayesinden yola çıkarak yazılmıştır.

Veremden muzdarip olan kurgusal karakter Marguerite Gautier ile yine bir kurgusal karakter olan burjuva Armand Duval arasındaki trajik aşk hikayesini anlatmaktadır. Hikaye kitabın yazıldığı dönemde geçmektedir. Marguerite’e kamelyalı denmesinin sebebi ise, uygun olmadığı zaman kırmızı kamelya, müsait olduğunda ise beyaz kamelya takmasındandır.

Armand Marguerite’e aşık olur ve onu da kendisine aşık eder. Marguerite’i yaşamını bırakmasına ve onunla birlikte kırsal bölgeye yerleşmesine ikna eder. Fakat daha sonra Armand’ın babası bu ilişkinin uygunsuz olduğunu oğluna anlatır. Oğlu ikna olmayınca da başka bir yol denemeye karar verir ama bundan tabi ki Armand’ın haberi yoktur.

Armand’ın tertemiz kız kardeşinin evlenme şansını mahvedeceği korkusuna kapılan baba, Marguerite’i ayrılmaya ikna eder. Marguerite’in ölümüne kadar Armand, onu bir başka adam için terkettiğini düşünür.

Marguerite’in ölümünden sonra hikaye Armand ve isimsiz anlatıcı tarafından sürdürülür. Dumas, dönemin ahlaki durumu yüzünden paramparça olmuş aşkı ve Armand’a olan aşkı için geçmişini hiçe sayan ve konforu bırakan Marguerite’in portresini elverişli bir şekilde resmetmek için dikkatli davranmıştır.

Kitabın aşk hikayesini diğer klasiklerden ayıran yönü, hikayenin yaşanmış olmasıdır. Okurken bunun yaşanmış bir hikaye olduğu göz önünde bulundurulursa daha da akıcı ve sürükleyici olacağı kesin.

Kitaba puanım: 9/10

Yazar: Alexandre Dumas  |  Sayfa Sayısı: 318  |  Kitabın Türü: Roman, Dünya Klasikleri, Edebiyat, Aşk

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share