Küçük Şeyler – Samipaşazade Sezai

Batılı anlamda ilk hikaye eseri olma özelliğini taşıyan Küçük Şeyler kitabı, ilk küçük hikaye türü örneğidir. Toplamda yedi hikaye içerir.

Yazar, kitabın önsözünde ” artık yazılanların ilginç ve şaşırtıcı olayların çocukça ve basit bir biçimle anlatımdan çıktığını, doğanın gizlerine karşı bilim ve fennin üstünlüğüyle ve insan yüreğiyle ilgili yıllarca süren inceleme ve gözleme dayanılıp ortaya çıkan bilgiye dayanarak yazıldığını ” söyleyerek bunu ” edebiyat otopsisi ” olarak nitelendirir. Bu tanımlama Gerçekçilik ve Doğalcılık olarak nitelendirilebilir.

Kitap İncelemesi-Yorumu

Küçük Şeyler kitabında yazar, küçük insanların çevrelerinde gerçekleşen basit olayların hayatlarını nasıl derinden etkilediğini, onlarda nasıl etkiler bıraktığını anlatmıştır.

Küçük, önemsiz, basit ve sığ gibi görünen olayların ayrıntıları, derin etki ve sonuçları anlatılmıştır. Samipaşazade Sezai, başkalarına dışardan küçük gözüken bu olaylarda, kendilerince büyük sonuçları okuyucuya iletmeyi başarmıştır. Selim İleri, “kişileri bireysel çerçevesinde ele almıştır.” diye değerlendirir.

Küçük Şeyler

Küçük Şeyler, biri Alphonse Daudet’ten çeviri olmak üzere 7 öykü içerir. Bunlara ayrı ayrı, kısaca değineceğiz.

Bu Büyük Adam Kimdir?

Bu büyük adam kimdir? adını taşıyan ilk hikayede Samipaşazade Sezai, çocukluğundan bir hatırayı hikayeleştirerek anlatmıştır.

Bu hikayede çocuk, bir adam görür ve onu gözlemlemeye başlar. Bu adamı aldığı Fransızca derslerde okuduğu kitapların da tesiri altında kalarak büyük bir adam olarak görür.

Bu adamın çok büyük bir düşünür olduğu kanısına varır. Yaptığı her hareketi çok üstün bir aklın ve büyük düşüncelerin sonucu ortaya çıktığını düşünmektedir.

Bu adam çocuğun gözünde bir kahramandır. Öyle ki kavgasına şahit olur ve bu olay onun fikrini yine de değiştirmez.

Yıllar sonra bir esnafla konuşmasında onun aslında kim olduğunu öğrenir. O çok büyük diye düşündüğü adam, okuma yazması olmayan sıradan bir köylüdür.

Hiç

Bu hikayede, kırılgan kalpli ve hassas bir kişi olan 20 yaşlarındaki bir gencin hayallerinin yıkılması anlatılır. Babasız olan bu genç, annesinin de hastalığıyla altüst olur.

Ulaşımında kullandığı vapur da genç bir kız görür. Bu kız ona gülümsemektedir. Bu kız onun hayallerini süslemeye başlar. Daha doğrusu onu hayallere sevkeder.

Daha sonra bir tesadüf ile karşılaşırlar ve konuşurlar. Genç farkederki kızın üst dudağı biraz kısa olduğundan sürekli tebessüm halindedir. Yani gülümsemesi ona değil her şeyedir.

Kediler Hikayesi

Bu hikaye, evliliklerinin 30. senesinde olan olan kocanın, karısının eve yerleştirdiği kedilerden çektiği sıkıntıları konu almaktadır. Kediler onun yerine evin beyi olmuştur.

Bu durumu karısına açıkladığında ise karısının verdiği tepkiler adamı tümden mahvetmektedir. Karısının gözünde kedileri kocasından daha değerli olmuştur.

Bunun üstüne evden ayrılma kararı alan koca, karısının tepkisizliğiyle iyice yıkılır. Evden ayrılır ve bir günü dışarıda geçirir. Akşam olduğunda ise eve geri döner.

Hikayede, önemli olan ise adamın yalnızlık duygusunun, Samipaşazade’nin kalemiyle okuyucuya gayet iyi aktarılmış olmasıdır.

İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır

Hikaye Camlca’nın güzel tasvirleriyle başlamaktadır. Oradaki meşçerenin güzelliği, gelen geçene ne gibi faydası olduğuna değinir yazar. Bu meşçere asırlık bir meşçeredir.

Hikayenin kahramanı daha sonra bu meşcerenin iki yüz elli kuruşa satıldığını öğrenir. Hikayenin ismi buradan gelmektedir.

Meşçere: Yaş, ağaç türü kombinasyonu, büyüme ya da kuruluş şekli, bunların hepsi veya bir kısmı ile kendisini çevresinden açık olarak ayıran ve en az bir hektar büyüklükte olan orman parçasıdır.

Düğün

Bu hikayede evin beyi, beğendiği Dilsitan’ı odalık yapar. Düğün hazırlıklarını duyan Dilsitan bu durumda çok heyecanlanır. Sonrasında bu düğünün onunla alakası olmadığını öğrenir.

Evin beyi kendi statüsünde denilebilecek biriyle evlenecektir. Bu durum Dilsitan’ı verem yapar. Düğün günü herkes tatlı bir telaş içerisindedir. Dilsitan ise ölümü beklemektedir.

Pandomima

Küçük Şeyler kitabının son hikayesi olan bu hikayede, Paskal insanları eğlendiren bir tiyatro sanatçısıdır. Pandomim sanatıyla uğraşan Paskal, bir gün seyircilerden bir kıza aşık olur.

Eftelya isimli bu kız, bir hafta tiyatroya gelmez. Paskal’ı hayallere sevkeden bu kızın evlendiği haberi gelir.

Kızın evlendiği adamla tiyatroya gelmesi, Paskal’a vurulan son darbedir. Bir sabah evinde asılmış ölü taklidi yapmış şekilde bulunur. Halbuki o ölmüştür.

 

Yazar: Samipaşazade Sezai  |  Sayfa: 144  |  Kitabın Türü: Hikaye, Edebiyat

 

Bu sayfadan esinlenilmiştir. Alıntı yapılmış olabilir.

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share