Son Reis – Tekin Yılmaz

Bu kitapta Son Reis olarak tabir edilen kişi Muhsin Yazıcıoğlu’dur. Onun yaşadığı olaylar, davası için çektiği çileler, Mamak’ta diğer binlerce kişiye olduğu gibi gördüğü işkenceler, MHP’den ayrılışı ve ölümünün ardında yatan sır perdesi aralanmaya çalışılmış.

Birçok kişi tarafından bilindiği üzere Yazıcıoğlu’nun ölümü, arkasında birçok soru işareti bırakmıştır. Bir sürü ihmal yapılmış, helikopterin nasıl düştüğü tam olarak çözülememiş, araştırma için getirilen heyetler yetersiz kalmış ya da derine inememişlerdir.

Bunlarla beraber, Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatı, davası uğrunda ne gibi gayretler gösterdiği de bu kitapta geniş yer bulmuştur. Fakat yazar, Mamak işkencelerine gayet geniş yer vermiştir.

Kitap İncelemesi

Kitap 18 bölümden oluşuyor. Başlangıç olarak Mehmed Akif Ersoy’a yer verilmiş. Ölümü üzerine Devlet Denetleme Kurulu’nun inceleme raporuyla ve buradaki çarpıcı sonuçlarla son buluyor. Kitabın son sayfasında ise Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bir Hayalim Var adlı mesajı yer alıyor.

Yaşanılan olaylara, kitapta yeterince yer verilmiş olduğunu düşünüyorum. Gayet yeterli incelemeler yapılmış gözüküyor. Bunun yanında Mamak işkenceleri fazlasıyla yer bulmuş.

Son Reis Kitabı Hakkında

Bu bölümde kitabın bölümlerini kısaca anlatacağım. Önemli gördüğüm ve not aldığım kısımların üzerinde duracağız.

Para İçin İstiklal Marşı Yazmam

İstiklal Marşı olarak kabul edilecek şiiri yazana 500 lira verilmesi kararlaştırılıp, ilan ediliyor. Yüksek bir miktar olmasıyla birlikte İstiklal Marşı şairi olmanın yanında bir önemi yok.

Mehmed Akif Ersoy’u tanıyanlar, İstiklal Marşı’nı onun yazması gerektiğini düşünüyorlar. Fakat o para ödülü olduğu için yamayacağını söylüyor.

Hasan Basri Çantay’ın, Mehmed Akif adına söz vermesi üzerine, parayı almamak şartıyla şiiri yazacağını söylüyor ve hayal alemine dalıyor. Büyük gayretlerle Taceddin Dergahı’na kapanarak yazmaya koyuluyor.

Sonuçta TBMM’de, 724 şiir içerisinden Mehmed Akif’in şiiri 25 Mart 1921’de İstiklal Marşı’mız kabul edilmiştir. Kabulü üzerine, Kırşehir mebusu Müfid Efendi’nin bir kez daha okunması teklifi ve Konya mebusu Refik Bey’in ayakta dinlenmesi isteğiyle, marşımız huşu içinde dinlenmiştir.

Taceddin Dergahı

Muhsin Yazıcıoğlu, İstiklal Marşı’mızın Mehmed Akif Ersoy tarafından yazıldığı Taceddin Dergahı’ndaki anma törenlerini kaçırmazdı. Ayrıca Mehmed Akif meşhur “Bülbül” şiirini de burada yazmıştır.

son reis

Muhsin Yazıcıoğlu

Bu bölümde, idam cezasına çarptırılmış İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu’nun askeri hapishaneden kaçırılma olayına ve bunun o dönemde iktidar ortağı olan MHP ile bağlantısına yer verilmiş. Türkeş’in baş adamı olan Yazıcıoğlu’nun olayı iyi organize ettiği de belirtilmiş.

Ankara’yı Havaya Uçururum

Abdullah Çatlı Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı’ydı. Arkadaşlarıyla gözaltına alındığı haberi geldi. Emniyetten gelen telefona “Serbest bırakın yoksa bak bakalım Ankara’nın kaç yerinden patlama sesi duyacaksınız.” diye cavap verir. Emniyet müdürü “Tehdit mi ediyorsun?” deyince, Yazıcıoğlu, Mehmed Akif Ersoy’un dizelerini okudu:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! …
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Sonrasında “Arkadaşlarımızın serbest bırakılmalarını bekliyorum. Sakın ola kötü muamele yapmayın.” Daha sonra bir bomba bulundu ve patlamadan etkisiz hale getirildi. Sonrasında da Abdullah Çatlı serbest bırakıldı.

Yazıcıoğlu Anlatıyor

12 Eylül 1980 darbesiyle partiler, dernekler ve vakıfların kapılarına kilit vuruldu. Muhsin Yazıcıoğlu, “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” nedeniyle tutuklanmıştı. Beş buçuk yıl hücrede olmak üzere 7 buçuk yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı.

Buradaki işkenceleri tek tek açıklamaya gerek görmüyorum. Fakat zorla İstiklal Marşı okuttukları kısım kayda değer. Çünkü davası zaten İstiklal Marşı olan birine zorla söyletilmesi bir paradoks. Bağırarak söylesen korktu da söyledi diyecekler, bağırmadan söylesen dayak yiyeceksin.

12 Eylül ve İşkence Anıları

O günleri cezaevinde işkence görerek geçirmiş kişilerle yapılan röportajlara yer verilmiş. Bununla ilgili zaten yeterince kaynak olduğunu düşünüyorum.

Çalkantılı Günler

Anadolu’yu gezmiş olan Muhsin Yazıcıoğlu, ülkücü hareketin çok dağınık olduğunu görür. Tek çatı altında toplamak için uğraşır. Daha sonra olaylar gelişiyor ve Yazıcıoğlu’nun yapmış olduğu programlar merkezden iptal ediliyor.

Daha sonra ülkücü ülkücüyü vurmasın, ülkücü ülkücüyle kavga etmesin diye istifa ediyor.

Büyük Birlik Partisi

Bu bölümde partinin nasıl kurulduğunu, yapılan toplantıları ve süreci anlatıyor. 27 Aralık 1992 tarihinde yapılan toplantıda isim ve amblem belirlenip, 29 Ocak 1993’te kuruluyor.

Devletin Karlar Altında Kaldığı Kaza

İHA Sivas Muhabiri İsmail Güneş 112’yi aradı. Kendinde olan tek kişi oydu. Helikopterin düştüğünü söyledi ama nerede oldukları hakkında bir fikir sahibi değildi. Her taraf sisti ve Kahramanmaraş dağlarında olduklarını söyleyebildi.

Haber hızlı yayılmıştı. Bir sürü telefon görüşmesi yapıldı. Telefon görüşmesinden yerinin tespit edilmesi için açık bırakılması söylendi. Yeri tespit edilemeden şarjı bitti.

İki gün sonra sinyal alınıyor. Saat 22.30 sıralarında Deniz Kuvvetleri’ne bağlı Bandırma Limanı’nda bulunan Görüntüleme ve Dinleme Merkezi’nden, Göksun İlçesi’ne bağlı Kırcaova Mevkii’nden sinyal alındığı tespit ediliyor. Enkaza ulaşılıyor. Kurtulan yok.

Kitapta göze çarpan önemli bir ayrıntı da, Muhsin Yazıcıoğlu başına geleceklerden haberdar veya bir yerlerden edinilmiş bir suikast/kaza haberini almış gözüküyor:

Şüpheleri mi vardı?

Araştırmacı Yazar İshak Telli: “Sayın Yazıcıoğlu’nu vefatından 20 gün önce görmüştüm. Merhum Yazıcıoğlu helikopter ve uçakların, hatta otomobillerin elektronik dalgalarla ele geçirilebilmesi, bunlara kaza yaptırılması, hatta düşürülmesi konularına çok ilgili ve bu konuda önemli bilgilere sahipti.

Yazıcıoğlu’na vefatından önce radyo sinyalleriyle detaylı bilgiler verdiğini söyleyen Telli bu konuda şunları anlattı. “Benden fiziki müdahale olmadan, uçaksavar, füze ya da bombalama dışında bir uçağın, helikopterin nasıl düşürülebileceği konusunda bilgi istedi. Eşref Bitlis ve ekibinin şehit edilmesi olayı, Bordo Berelileri taşıyan uçağımızın düşmesi, Güneydoğu’da düşürülen Türk helikopterleri, Türkiye’deki şüpheli Mercedes kazaları Yazıcıoğlu’nun en çok merak ettiği konulardı. Kaza süsüyle helikopter düşürme yöntemleri konusunda daha önce de araştırma yapmış. Bu konuda elinde bir de kitap vardı. Bu yüzden helikoptere binmediğini biliyorum. Arabalara, helikopterlere ve uçaklara uzaktan müdahale yöntemlerinde son gelişmeler hakkında ben de yaptığım araştırma sonuçlarını kendisine verdm. En çok Pars adı verilen yöntemi merak ediyordu.”

İshak Telli, “Burada bilgileri genellikle uzman kişilerden aldık. Radyo dalgalarıyla sadece helikopter değil, uçaklar, tanklar, otomobiller ele geçirilebiliyor. Bu araçlara aynı dalgalar aracılığıyla kaza yaptırılabiliyor.

Elektronik donanıma sahip araçlar güvenli değildir. Birçok ülkede meydana gelen şüpheli kazalarda radyo sinyalleriyle uçağın, helikopterin, ya da otomobilin yönetimi, pilotun elinden alınabildiğine dair sinyal izleri var.

Bunun nasıl yapıldığını misal vermek gerekirse uçaklarda ve helikopterlerde CPU gibi merkezi işlemci bulunuyor. Bu işlemciye bağlı giriş çıkış kartları var, bu kartlara helikopter ve uçaklardaki tüm yönetim sistemleri bağlıdır. Hatta silah mekanizmalarından rota bilgilerine kadar hepsine bu kartlar ve işlemciler üstünden ulaşılabilir. Bunlar çok dar bir bant üzerinden elde edilebiliyor. Bu bant, tıpkı telsiz haberleşme bantları gibidir. İşte bu dar aralığa girebilirseniz, helikopterleri ya da uçağı ele geçirebilirsiniz. Bu sistemle ele geçirilen aracın rotasını değiştirebilir, pilota önündeki panel üzerinden yanlış bilgiler yollayabilirsiniz.”

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu İnceleme Raporu

Bu inceleme raporuna göre göze çarpan birkaç tespit vardır. Bu tespitlere göre bazı şüpheli durumlar gözlenmiştir. Bu tespitler:

Tespit 1

KSK üyeleri, 29.03.2009 tarihinde helikopterin kokpit cihazlarını kontrol ettiklerini ve bu cihazlar arasında ARGUS 5000 CE markalı GPS cihazının bulunduğunu, 31.03.2009 tarihinde olay yerine ulaştıklarında ise bahse konu GPS2in kokpit panelinden sökülüp alınmış olduğunu gördüklerini ifade etmiştir. Bu tarihten sonra da ARGUS 5000 CE cihazı bulunamamıştır. KSK üyeleri diğer bir GPS olan SKYMAC IIIC cihazını kaza mahallinde hiç görmediklerini, bununla birlikte yapmış oldukları arama çalışmalarında cihaza ulaşamadıklarını ifade etmiştir. Ancak KSK tarafından 29.03.2009 tarihinde çekilen fotoğrafların DDK’da incelenmesi sırasında, söz konusu GPS’e ait karlar arasında ters yüz olmuş vaziyette bir görüntünün bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, helikopterin kaza öncesine ilişkin irtifa ve güzergah gibi kaza nedeninin belirlenmesine yardımcı olabilecek ilave uçuş bilgileri sağlayabileceği değerlendirilen ARGUS 5000 CE ve SKYMAP IIIC GPS cihazlarının kaza mahallinde muhafaza edilemediği ve KSK raporunda bu konuda Hiçbir bilginin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Tespit 2

Helikopter kazasının olduğu günün sabahından itibaren kazanın olduğu bölge yakınlarında yoğun bir hava aracı hareketliliği olduğu, kaza anında da söz konusu hareketliliğin devam ettiği, ancak muhtemel kaza saatinden sonra iki saat kadar hava hareketliliği yaşanmadığı ve daha sonra yeniden bir hava hareketliliğinin görüldüğü tespit edilmiştir. Sivil radarlardan izlenebilen görüntülerde ve helikoptere ait TCAD cihazından transponderi açık herhangi bir hava aracı ile doğrudan temas (çarpışma/tehlikeli temas) olmadığı anlaşılmıştır. Ancak, helikopter kazasının gerçekleştiği mahalde; radar görüntü irtifasının daha altında uçan ve transponderini kapatan bazı hava araçlarının da bulunabileceği, sivil radardaki görüntülerden ve patlama sesi duyulduğuna ilişkin görgü tanığı beyanlarından anlaşılmıştır…. Bu itibarla, helikopterin çok yakınından geçen bir başka uçak nedeniyle savrulmuş veya düşmüş olabileceği iddiası araştırılmaya değer bulunmuştur.

Tespit 3

 25.03.2009 – 27.03.2009 tarihleri arasındaki arama kurtarma çalışmaları ile birlikte değerlendirildiğinde; enkazın bulunduğu en muhtemel yer olan Karayakup tepesinin hiç aranmadığı; cep telefonu sinyallerinden tespit edilen 1 km eninde 15 km boyunda kestirme alana ilişkin kısmi alanların (cep telefonlarının çekmediği alçak irtifalar) bazı ekiplerce aranmış olduğu; amatör bir TRAC görevlisinin internet üzerinde muhtemel enkaz yeri diye işaretlediği bölgenin dokuz kez aranmış olduğu; Ilıca, Hacıbudak, Kurucaova ile Sisne mezrasının güney bölgelerinde yüzlerce kilometrekarelik alanın gereksiz yere aranmış olduğu ve sonuçta enkazın “kendiliklerinden aramaya çıkan 17 köylü vatandaş” tarafından bulunduğu anlaşılmıştır. Bu esnada, arama kurtarma çalışmalarını planlayan başta Xx olmak üzere bazı askeri personelin TİB verilerince belirlenen enkaz bölgesinin aranması konusunda gerekli dikkat ve titizliği göstermediği müşahade edilmiştir.

BİR HAYALİM VAR

Değerli arkadaşlarım!

Bir hayalim var! Bütün vatandaşlarımızı ayyıldızlı bayrağın altında şerefle yaşadığı bir Türkiye hayal ediyorum!

Bir hayalim var! Başını örten ve açanın aynı üniversitede yasaksız, kavgasız kardeşçe yaşadığı bir ülke hayal ediyorum!

Bir hayalim var! Türk, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı olmadan zengin, fakir, yoksul ayrıcalığı görülmeden  imtiyazsız, sınırsız, kaynaşmış bir Türkiye istiyorum. Kısacası Adriyatik’ten Çin seddine kadar kaynaşmış, güçlü bir Türk Dünyası hayal ediyorum!

Hayal ediyorum!

Brüksel yollarında ömrünü tüketen değil, IMF kapılarında sürünen değil, Avrupa’nın önünde diz çöktürülmüş bir Türkiye değil, Türk Dünyasıyla buluşmuş, Türk-İslam Dünyasına önderlik yapan büyük bir Türkiye hayal ediyorum!

Değerli dostlarım!

Can arkadaşlarım!

Sizi yıllarca küresel emperyalist sermayenin uşaklığına mahkum etmek isteyen güçlere karşı böylesi bir hayalin peşinde koşmaya, yorulmaya, çalışmaya var mısınız?

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share