Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat – Şemseddin Sami

Şemseddin Sami’nin yaklaşık on civarında kitabı vardır ve Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat bu eserlerinin ilkidir. Şemseddin Sami’nin çıkardığı kitapların ilki olmasının yanı sıra batılı anlamda çıkan ilk Türk romanıdır. Veyahut başka bir değişle edebiyatımızın ilk romanıdır da diyebiliriz.

Eğitim geçmişi gayet iyi olan Şemseddin Sami, bu kitabı ilk olarak parça parça yayınlamıştır. Bunun gibi olan birçok kitap var (Kürk Mantolu Madonna ya da Antikacı Dükkanı) -fakat konumuz bu değil-. Bunun dışında da bir çok başarılı çalışmaları olmuştur.

İlk Türkçe ansiklopedi olan Kamus-ül Alam ve modern anlamda en geniş sözlük olan Kamus-ı Türki’yi yazmıştır. Bunun dışında Fransızca’dan çevirisini yaptığı bazı tiyatrolar ismini duyurmasına katkı sağlamışlardır. Kamus-ül Alam’ı dokuz yılda tamamlamış ve altı cilt olarak yayınlamıştır. Bu ansiklopedi onu döneminin en ünlü yazarı hale getirmiştir.

taaşşuk-ı talat ve fitnat - şemseddin sami

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Kitabı Hakkında

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat kitabında yazar Şemseddin Sami, bir çok konuya değinmiştir. Okurken anlaşılamayacak kadar derin örmemiş aksine bariz bir şekilde okuyucuya servis etmiştir. Bunlardan kısaca bahsedecek olursak şu şekilde sıralayabiliriz:

Kız çocuklarının okutulmaması, Osmanlı’nın son dönemlerinde devlet memurlarının istedikleri zaman izne çıkması, dönemdeki iç güveysi korkusunun özellikle annelerde baskın olarak görülmesi, küçük yaştaki kızların kaçırılarak köle olarak satılması veya kullanılması, insanların hasta olduklarında çareyi başka yerlerde araması, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat kitabında değinilen konulardandır.

Bu konuları kitabı okurken rahatlıkla görebilirsiniz. İstanbul civarında görünen bu sorunlar insanları çevrelemiş ve Şemseddin Sami bunları kitabında işleme gereği duymuştur. Sorunları  daha sonra tek tek gözden geçireceğiz. Bundan önce biraz kitabın dili ve anlatımı ile ilgili bilgi vermek istiyorum.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olmasının yanı sıra okuyucuyu sürükleyen bir kitaptır. Kitap sade bir anlatıma sahip. Süssüz ve kısa olmasının yanında da edebi değeri de yüksek bir kitap. Verilmesi gereken mesajı hiç dolaylamadan, doğruca olması gerektiği gibi veriyor. Bunun yanında anlatımdaki derinliği de koruyor.

Kelimeler özenle seçilmiş, her konuşma karakterlerden izler taşıyor. Olaylar anlatım bakımından devamında bir mesaj veriyor. Buna birinin anısını anlatması ya da herhangi bir karakterin bir başlangıç yapmadan önce plan yapması ve ardından harekete geçmesi örnek olarak gösterilebilir.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Kitabında Değinilenler

Öncelikle kitap imkansız bir aşk üzerine kurulmuş. Bu aşkın imkansız olmasının nedeni ise, kızın üvey babası tarafından evden çıkarılmamasıdır. Erkeğin eve girmesinin yolu ise kadın kıyafetleri giyip dikiş öğrenmeye hevesli gözükmesidir. Okuma yazma bildiği için de kıza da öğretir diye eve kabul edilir. Birinci mesaj kız çocuklarının okutulmamasıdır.

Talat Osmanlı Devletinde, devlet dairesinde çalışan bir memurdur ve Fitnat’ı pencereden gördükten sonra, işi gücü bırakıp sürekli onların evlerinin önüne gidip tütün satın alır. Daha sonra kadın kıyafetine bürünüp, dikiş öğrenme bahanesiyle eve girmeyi başarır. Fakat iş güç ne olmuştur belli değil. Gününün çoğunu bu evde dikiş öğrenerek ya da Fitnat’a okuma yazma öğreterek geçirir. İkinci mesaj, Osmanlı’nın son dönemlerinde devlet memurlarının istedikleri zaman izin almasıdır.

Kitabın başında Fitnat’ın dadısı anılarını anlatır. Bu olay Fitnat’ın annesine morali bozuk gözükmesinden dolayı olur. Dadı, küçük yaşta kaçırılmasını ve bir efendiye hizmetçi olarak verilmesini anlatır. Bir diğer mesaj da kızların küçük yaşta kaçırılıp köle olarak satılması veya kullanılmasıdır.

Bir başka mesaj da insanların hasta olduklarında çareyi başka bir şekilde aramasıdır. Bunu birkaç karakterde örnekler halinde görmekteyiz. Bunları tek tek anlatmak kitabı özeti şeklinde olacağından, kendinizin okuyup bulmasını daha yararlı ve yerinde buluyorum.

Fitnat on altı yaşındayken, kırk yaşındaki birine gelin olarak önerilmesi ve daha sonra Fitnat’a sorulmadan bunun gerçekleştirilmesi de bir diğer mesajı vermektedir; kızların küçük yaşta evlendirilmesi.

Ön Yargılar

En az orta öğretime kadar eğitim almış olanlar bilirler ki, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat kitabının ismini edebiyat derslerinde en az bir kere duymuşuzdur. Ya isminden ya da Osmanlı dönemi edebiyatı olmasından dolayı hep bir ön yargıyla yaklaşmışızdır.

Bu ön yargı genellikle olumsuz olmuştur. Olumsuz derken, bu kitabı görmek bile istememek buna bir örnek olarak gösterilebilir. Genellikle sıkıcı olduğu düşünülmüştür. Zaten genellikle edebiyat dersinin kendisi sıkıcıdır. Edebiyat dersinde gördüğümüz bir şeyi uygulamamız bize uzak gözükmektedir.

Bununla birlikte edebiyatımızın ilk romanı olması da yani batılı anlamda ilk romanı olması da bizde bir geri çekilme yaratmış olabilir. Benim açımdan böyle olmuştu. Aslında neredeyse bütün Türk klasiklerine karşı bu şekilde bakmıştım. Fakat gerçekten yanılmışım.

Özellikle günümüzde çıkan bomboş kitaplara bakınca ilk romanımız bile çok çok kaliteli. Özellikle okumanın sevilmemesinin nedeni de bu ön yargımız olsa gerek. Çünkü okumamanın önündeki engel zaman bulamama diye gösterilse bile, çok yüzeysel bir tartım yaptığımız zaman bunun çok yanlış olduğunu göreceğiz.

Öncelikle zaman bulamamaktan şikayet ediyoruz fakat neredeyse sosyal medyayı en çok kullanan toplumlardan biriyiz. Bunun dışında ortalama dört ya da beş saat televizyon izliyormuşuz yapılan araştırmalara göre. Kitap okumamıza engel olan şey zaman bulamamamız değil, kendimiziz.

Bağlamaya çalıştığım yer de şu; ön yargılarımız bizi bize düşman ediyor. Bir şeyi tanımadan onun iyi ya da kötü olduğuna ikna oluyoruz ön yargılarımızla. Tek yapmamız gereken duyduklarımızla değil bildiklerimizle hareket etmek.

Türk edebiyatına daha doğrusu Türk edebiyatına duyulan bu uzaklığı, bu düşmanlığı yenmemizin tek yolu onu tanımamız ve tanıtmamızdır. Bunun yolu da okumaktır. Okursak biliriz, okumazsak düşman kesiliriz. Bizim edebiyatımız sıkıcı değil, aksine çok dolu dolu bir edebiyat. Eğer beyninizin sağ lobu baskın şekilde çalışıyorsa Türk edebiyatı sizin için birebir.

Kitaptan Alıntılar

Kadın kılığına giren Talat, kadınlara sokaklarda yapılan sarkıntılıkları öfkeyle karşılar. Şöyle der kendi kendine: ”Ah biçare kadınlar, neler çekerlermiş. Biz erkekler onları kukla mesabesinde kullanıyoruz.  Yolda serbest ve rahat yürümelerine mani oluruz.  Bu ne rezalet ve küstahlık. Bir erkek, tanımadığı başka bir erkeğin yüzüne bakmaz, söz söylemez. Lakin tanımadığı ve hiç görmediği bir kadına gülerek yüzüne bakmaya ve söz söylemeye başlar.”

Görüldüğü üzere Talat’ın kadın kılığına girmesiyle yaşadıkları göz önüne serilmiştir. Kitabın geneli de bu şekildedir. Verilmek istenen mesaj dolaysız bir şekilde ve verilmesi gerektiği gibidir. Olaylardan ve ilerleyişten birer mesaj çıkartır fakat bunu da ders veriyormuş gibi değilde olay örgüsünün bir gereğiymiş gibi konu içerisinde eritmiş bir halde verir.

Doğa, aşkı bütün insanlara eşitçe bölmüş, hiç kimseyi ondan mahrum bırakmamıştır. Akılsız, cahil, kaba saba, erdemsiz, acımasız, ahlaksız insanlar vardır, ama aşksız insan yoktur.

Şemseddin Sami, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat kitabında çokça da tespitte bulunmuştur. Bu tespitlerin başında da aşk ile ilgili olanlar gelmektedir. Aşkı çok saf, temiz ve masum betimlemiştir. Talat ve Fitnat’ın aşkı da böyledir. İki deli aşık birbirinden başka bir şey görmemektedir.

Kitap sürpriz bir sonla biter. Gerçekten de çok hızlı gelişen olaylar ve sürpriz bir son. Bir solukta okuyacaksınız…

Diğer Türk klasikleri için:
Ferda-yı Garam – Mehmet Rauf
Zavallı Necdet – Saffet Nezihi
Zehra – Nabizade Nazım
Küçük Şeyler – Samipaşazade Sezai

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share
ankara escort porno izle ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort