İslam Dava Adamı; Aliya İzzetbegoviç

” Ben bir Müslümanım ve öyle kalacağım. Kendimi dünyadaki İslam davasının bir neferi olarak telakki ediyorum ve son günüme kadar da böyle hissedeceğim. Çünkü İslam güzel ve asil olan her şeyin diğer adı; dünyadaki Müslüman halklar için daha iyi bir gelecek vaadinin ya da umudunun, onlar için onurlu ve özgür bir hayatın, kısacası benim inancıma göre uğrunda değer olan her şeyin adıdır. “

– Aliya İzzetbegoviç –

 

Osmanlı İmparatorluğu batıya doğru (Avrupa kıtasında) ilerleyişinde, 1463 yılında Bosna’nın fethiyle batıdaki en uç noktaya ulaşmıştı. İslam ile tanışan diğer coğrafyalardan farklı olarak olarak Bosna Hersek, İslam dinini benimsemeleri yaklaşık olarak 400 yıl süren Osmanlı himayesinin bir sonucudur.

Fakat Osmanlı himayesi altındaki Bosna-Hersek, bundan sadece dini olarak etkilenmekle kalmamış, ülkenin tamamında gündelik hayata kadar inen kültürel bir etki altında kalmıştır.

Bu himaye 1878 yılına kadar devam etmiştir. O yıllarda ekonomisi zayıflayan Osmanlı’yı parçalamaya niyetli olan müttefikler, İstanbul’a yaptıkları baskılarla, savaşılmadan masa başında Bosna’daki Osmanlı idaresini Avusturya-Macaristan’ın kontrolüne vermiştir.

20. Yüzyıl

20. yüzyıl Bosna-Hersek için zulmün, işkencenin, acının ve savaşın bir diğer adı oldu. Batı bütün olanlara “Bosna Savaşı” adını verdi. Bosna Savaşı’na daha sonra değineceğim.

Bu yüzyılın ilk yarısı savaşlarla geçti. Diğer yarısı da pek farklı sayılmaz Bosna için. Son bulan komünist rejimle birlikte Sovyetler Birliği parçalandı. Yugoslavya’da bundan etkilendi. Yugoslavya’dan kopan Sırplardan olan Miloşeviç, büyük Sırbistan hayaliyle katliam gerçekleştirdi.

Bu katliamda yüz binden fazla Boşnak’ın öldüğü ve iki milyondan fazlasının da yurdundan olduğu bu sivil katliamına, daha önce de belirttiğim gibi batı, “Bosna Savaşı” adını verdi.

Sırpların kuşatma altında tuttuğu şehirleri bombalaması, nişancılarla sivillerin vurulması ve halkın toplama kamplarında öldürülmesi bir savaştı. Bosna Savaşı!

Batılı ülkeler bu soykırıma, bugün de Suriye’de veya diğer Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi seyirci kaldı. Onlara göre bu bir savaştı. Yani literatüre göre iki tarafında aşağı yukarı eşit şartlara sahip olduğu bir olaydı.

Bosna-Hersek’in yaşadığı “Siz hepiniz,ben tek” savaşıydı. Bosna’nın yanındaki yalnızlığıydı. Diğerleri teknolojisiyle tekti. Avrupa Birliği türlü oyunlarla Bosna’yı türlü oyunlarla çaresiz bırakıyordu.

Srebrenitsa güvenli olarak ilan edilen bölgelerden biriydi. Ama Hollandalı Birleşmiş Milletler gücü komutanı, Sırplara yardım ederek silahsızlaştırılımış bölgeye girilmesini sağladı. Tarihin en büyük katliamı olan Srebrenitsa Katliamında, 10 ile 15 bin arası Boşnak’ın katledildiği iddia edilmektedir.

Aliya İzzetbegovic

 

Aliya İzzetbegoviç

Aliya İzzetbegoviç’in dahil olduğu topluluk olan Müslüman Gençler Topluluğu, oldukça faaldi. Bu topluluğa Aliya, İkinci Dünya Savaşı sırasında katıldı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığını geri alan Yugoslavya, komünist rejimle yönetilmekte ve bu Müslümanlar için büyük sıkıntı oluşturmaktaydı. Tito’nun 1974’de yayınladığı yeni anayasa ile bu durum biraz olsun hafifledi.

1983 yılında oğlu, Aliya’nın makalelerinden derleyip “İslami Manifesto” adlı kitabı yayınladı. Kitabın yayınlanması ile 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İkinci kes mahkumiyet hayatı, 5 sene sonra çıkan afla son buldu. Hapse girmesi kitabın daha çok duyulmasına sebep oldu.

Hapis süresini özgürlük olarak tanımlayan Aliya, durumu “onur” olarak deyimliyordu. İslam için mücadele etmek onun için onurdu.

İçeride geçirdiği süre zarfında fikirlerini değerlendirme ve çokça düşünme fırsatı oldu. Hapishanede, meşhur “Doğu ve Batı Arasında İslam” adlı kitabını arkadaşı aracılığıyla neşretti.

Bosna-Hersek, 1992’de bağımsızlığını ilan etti ve “Bosna Savaşı” nüksetti. Aliya İzzetbegoviç, bütün imkanlardan yoksun olunmasına rağmen temkinli bir politika izleyerek durumdan en iyi şekilde kurtulmaya çalıştı.

Durumun farkında olan İzzetbegoviç, ABD tarafından dayatılan Dayton Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Bu antlaşmaya göre Bosna-Hersek’in %51 Müslüman Boşnaklara ve hristiyan Hırvatlara, %49 ise sırplara veriliyordu.

Aliya İzzetbegoviç “Böyle gayri insani şartların olduğu antlaşmayı imzalamak çok zordu ama daha zor olansa eve, ‘Savaşa devam ediyoruz.’ diyerek dönmekti.” diyerek belkide bir avuç kalan Boşnak varlığını içi yanarak korudu.

 

” Ve her şey bittiğinde hatırlayacağınız şey;

düşmanlarınızın sözleri değil, dostlarınızın sessizliği olacaktır.”

– Aliya İzzetbegoviç –

 

Alıntılar/Kaynaklar

Wikipedia, Mostar, SözKimin

Share

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share