Elalem Ne Der

Belki de çok iyi bir giriş cümlesi değildir. Ama bu yazıyı okumadan önce, hayatımızı neye göre şekillendirdiğimize bir göz atmamız gerektiğini düşünüyorum. Yani 50, 60 ya da 70 gibi ileri bir yaşa geldiğimizde ve geriye dönüp baktığımızda, bizim olan, bize bahşedilen, bizden başkasının şekillendiremeyeceğini düşündüğümüz hayatımız, yıllardır yaşıyoruz dediğimiz hayatımız nasıl geçmiş.

Ne kadar keşke var bu yaşanmışlıklarda. Pişman olacağız elbette. Peki bu pişmanlık yaptığımız şeyler yüzünden mi yoksa yapmadığımız şeyler yüzünden mi olacak? Bahse girerim ki pişmanlığımız yapmadığımız, yapamadığımız şeyler yüzünden olacak. Yapmadığımız şeylerin çoğu da ‘elalem ne der?’ diye düşündüğümüz için olacak.

Toplumun Kuralları

Biraz daha komplike düşünmeye başlayalım ya da düşüncelerimizi sığlaştıralım. Elalemin ya da toplumun bir bireyden beklentisi nedir? Sırayla okusun, iş sahibi olsun, erkekse askerliğini tamamlasın, ev ve araba alsın, evlensin, yuvasını kursun, çocuk yapsın, onları büyütsün, okutsun, iş sahibi yapsın, evlendirsin, emekli olsun, torunlarıyla vakit geçirsin.

Basmakalıp bir yaşam tarzıdır bu. Toplumun kısır döngüsüdür. Her bireyin çocukluktan beri kafasına sokulmuş yaşam tarzıdır. İnsanlar bugünü için çalışmaz. Bırakın çalışmayı bugünü için yaşamaz bile. Emekliliğini düşünür hep, evini, arabasını düşünür. Çünkü ev ve araba şarttır. Emeklilik şarttır. Çünkü toplum bu kuralı koymuştur. Çünkü toplum ne derse odur.

Elalem ne der

Toplum senin mühendis olmanı istiyorsa mühendis olursun. Herhangi bir başka yeteneğinin olup olmadığı kimseyi ilgilendirmez. Puanın mühendisliğe yetiyorsa mühendis olacaksın. Mümkünse doktor veya avukat da olabilirsin.

Spora mı hevesin vardı eskiden? Yeteneğin mi var? Olmayacak! “Okuyun evladım okuyun. Okuyun da kendinizi kurtarın. Bizim gibi sürünmeyin.” deyiverecek birisi. Hevesini kursağına gömecek. O kursak heves çukuru olacak.

Sonra ne olacak? Sırf 4 yıl okudun diye mühendis, doktor veya avukat olacaksın. Çünkü kimse sormayacak sana ‘bu işi gerçekten yapmak istiyor musun?’ diye. İsteyeceksin. Toplum iste diyorsa başka şansın yok. İsteyeceksin.

Sana ‘Memur ol. Sırtını devlete daya!’ diyecekler. Memurluğu da deneyeceksin. Hiç sevmediğin halde. Ama istekli gözükeceksin. Sen kim oluyorsun da toplumun kurallarına karşı geliyorsun.

Tam okulu bitirdim, biraz nefes alayım diyeceksin ki başlayacaklar “Evlilik ne zaman?” diye sormaya. Yılmayacaklar. Sürekli soracaklar.

Kendini Yaşa!

Neden mi? Çünkü onlar başka bir şey yaşayamadı. Çünkü onlar kendi istediklerini yapamadı. Çünkü onlar toplum ne dediyse onu yaptı. Onlar başkalarının istediklerini yaşadılar, kendi hayatlarını değil.

Peki sen bunların devam etmesine izin verecek misin? Yoksa kendi istediğin hayatı mı seçeceksin? O çok istediğin işi yapıp, o çok istediğin tarzda mı yaşayacaksın?

İlerde geriye dönüp baktığında iyi yapmışım mı diyeceksin? Yoksa keşke yapsaydım mı diyeceksin? Hata yaparım diye mi korkuyorsun? Ne demiş Mehmet Akif Ersoy, ‘Korkma!’.

” Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçer,

fakat yapamadığımız şeyler için duyulan pişmanlığın çaresi yoktur. “

– Sydney Harris –

Bir alıntı daha yapacağım beni bağışlayın.

” Bir gencin hata yapmasını önlersen, onun kararlarını da kendi kendine vermesini önlemiş olursun. “

– John Erksin –

Share
One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share